Üniversitelerde yaşam Harıl harıl çalışılan, nerdeyse yarım ömrün bu sınavı kazanmak için heba edildiği, sonucunda kazandı kelimesiyle havalara uçulan bir dönem… Hepsi YGS, LYS, eski ve en bilindik adıyla ÖSS’ yi kazanmak için. Bu sınavları belirli bir puan barajını aştıktan sonra istenen bölümlere göre öğrenciler tercihlerini yapıyor. Yoğun çalışmalar ve sıkıcı bir hayattan sonra kavuşulan üniversite yaşamı, öğrencilere adeta artık hiç ders çalışılmayacak bir hayat, sürekli gezilip tozulacak, geceden sabaha kadar partilere gidilecek, evin ya da yurdun kapısının unutulacağı bir hayat gibi geliyor. Bunda en fazla üniversite sınavına hazırlanırken kazanma motivasyonunu arttırmak için öğretmenlerin deyim yerindeyse “gaz vermeleri” de sebep oluyor. Savaştan çıkıp rahat bir hayata geldiğini sanan öğrenci üniversitede de ilk ayda sınavların olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor. Şehir üniversite yaşamını etkiliyor mu? Öğrencilerin hayal ettiği toz pembe hayatı ne kadar sınavları daha yorucu, profesörleri daha kuralcı olsa da büyük şehirlerde yaşamak daha mümkün oluyor. Büyük şehirlerde olan sosyal aktivitiler ile büyük şehirlerdeki üniversitelerin sosyal olanakları en azından bir hafta sonu öğrencinin biraz olsun ders maratonunu unutmasına, rahatlayıp gevşemesine olanak sağlıyor.